Page 24 - Mayıs 2026 -Sayı 9
P. 24
Günümüzde çocukların duygularını ifade etmekte zorlandığını düşünüyor musunuz?
Evet, çünkü hayat çok hızlı akıyor. Bir yandan teknolojik gelişmeler, bir yandan dijitalleşme, bir yandan
ekonomik kaygılar… Tüm bunlar evin içindeki iletişimi doğrudan etkiliyor. Aile içi iletişim azaldığında,
çocuğun kendini ifade edebileceği alan da daralıyor. Okullarda ise sınıf mevcutlarının kalabalık olması,
akademik kaygılar, akran zorbalığı gibi sebeplerle duygusal aktarım zorlaşıyor. Oysa çocuk, hangi
duyguyu yaşarsa yaşasın bunu paylaşmak ister. Neşesini de kaygısını da korkusunu da…
Paylaşamadığında ya sessizleşir ya da agresifleşir. Olumlu ya da olumsuz, paylaşılamayan her duygu
çocukta olumsuz bir birikime dönüşür. Bu da karşımıza; içine atan, sessizleşen, ani tepkiler veren ya da
duygularını düzenlemekte zorlanan çocuklar olarak çıkıyor. Bu nedenle çocuklarla duygular üzerine
konuşmak, onları dinlemek ve ifade alanı açmak her zamankinden daha önemli.
Siz çocukken üzüntünüzle ne yapardınız?
Açıkçası çocukluk anılarımı çok net hatırlayan bir yetişkin
değilim. Bunun iyi mi yoksa kötü mü olduğuna karar
verebilmiş değilim. Ama şunu hatırlıyorum, genel olarak
duygularımı çok fazla paylaşma imkânı bulamadığım bir
çocukluk geçirdim. Aslında bu kitap da biraz buradan
doğdu. Çünkü çocuklar; hangi duyguyu yaşıyor olurlarsa
olsunlar, onu heyecanla birine anlatmak isterler. Mutlularsa
neden mutlu olduklarını paylaşmak, görülmek isterler.
Üzgünlerse bir yetişkinden destek beklerler. Yani her
durumda çocuk, duygusunun fark edilmesini ister.
Duygular üzerine konuşma kültürünün toplumumuzda
henüz tam olarak oturmadığını düşünüyorum ve çocuklar
için bu konuda mücadele edeceğim.
24. www.lokumdergi.com

