Page 23 - Mayıs 2026 -Sayı 9
P. 23
Çocuk ve Edebiyat Dergisi
Peki bir öğretmen olarak “Yazarlık” yolculuğunuz nasıl başladı?
Küçüklüğümden beri bir şeyler yazıyorum. Yazmak her zaman benim için tatlı bir uğraştı. Bazen duygularımı, bazen
yaşadığım olayları yazardım. Bazen de hayaller kurar, kurgular oluşturur onları yazardım. Fakat sistematik bir
şekilde herhangi bir şey yazmadım hiçbir zaman. Ama bir gün bir kitap yazacağımı hep hayal ettim ve bildim. Ve
nihayet onu yazdım.
“Üzüntümle Ne Yapsam?” kitabının bir ortaya çıkış hikâyesi var mı? Bu konu ile ilgili yazma fikrini size
veren nedir?
Olmaz mı? Var ve çok özel. Öğretmenlik yıllarımın başlarıydı… Pervari’de bir köyde görev yapıyordum. Köyü
uzaktan gören bir lojmanımız vardı. Bir akşam yine lojmanın balkonunda çay içerken köye bir ambulans girdiğini
gördük. Küçük yer olduğu için hemen ne olduğunu öğrendik. Köyde bir velimiz vefat etmişti. Ertesi sabah her
zamanki gibi okula gittik. Planımız dersten sonra taziyeye katılmaktı. Lojmandan çıkıp bahçeye indiğimde
çocukların hepsi sıraya girmişti bile. Çocukları içeri almak için sınıfıma yaklaştığımda dün gece annesini kaybeden
öğrencimin de sırada olduğunu farkettim. Çok şaşırdım, çok duygulandım, nasıl davranmam gerektiğini bir süre
düşündüm. Çünkü yas süreci yönetilmesi en zor olan süreçtir ve çok sağlıklı adımlar gerektirir. Bir çocuk bu hayatta
başına gelebilecek en kötü şeyi yaşadıktan, annesini kaybettikten sonraki gün bir şekilde okula gidebiliyor. Çocuklar
her gün farklı yaşanmışlıklarla ve farklı duygu durumlarıyla sınıfa geliyorlar. Bunları bilmek, bunlara duyarlı olmak,
bunları tanımak ve öğrencilerimize eşlik etmek biz öğretmenler için çok önemli.
Kitabın adı oldukça dikkat çekici. “Üzüntümle ne yapsam?”
Çocuklara üzüntü gibi zor bir duyguyu anlatmak neden
önemli?
Mesele sadece üzüntü değil aslında. Üzüntü, kaygı, korku, endişe
ya da mutluluk, neşe, heyecan… Yani duygu her ne olursa olsun…
Çocuk onu yaşarken ona eşlik etmek, o duyguyu fark etmek, o
duyguyla ilgili hissettiklerini seninle paylaşıyor olabilmesi; senin
onun duygularına karşı verdiğin tepkiler ve çocuk bunları
düzenlemeye çalışırken ona nasıl yardımcı olduğun, duygusunu
nasıl sosyalleştirdiğin çok önemli.
Kitapta oyunun iyileştirici gücüne vurgu yapılıyor. Oyun
çocukların duygularını anlamasında ve anlatmasında nasıl bir
rol oynuyor? Bu konuda anne ve babalara tavsiyeniz olur
mu?
Maria Montessori'nin çok sevdiğim ve okul öncesi eğitimde mihenk
taşı olarak kabul edilen bir cümlesi vardır; “Oyun çocuğun işidir!”.
Oyun, çocuk için hayattaki en önemli şeydir. Aslında biz onun
sadece eğlendiğini ve zaman geçirdiğini zannederiz ama çocuk
oyun yoluyla öğrenir, rahatlar, kendini iyi hisseder, duygularını dışa aktarır. Yani çocuk, hayatı oyun yoluyla
anlamlandırmaya çalışır. Bu nedenle okul öncesi dönemde bizler de oyunu her durumda bir araç olarak kullanırız.
Teorik bir bilgi verirken de çocuğun eğlenmesini sağlamak isterken de onun kendini ifade etmesini desteklerken
de… Hep oyuna başvururuz. Aslında amacımız ne olursa olsun, kullandığımız en temel yöntem oyundur. Bu yüzden
oyun, okul öncesi dönemde kritik ve vazgeçilmezdir.
Ebeveynler ve öğretmenler bu kitabı çocuklarla nasıl kullanabilir?
“Üzüntümle Ne Yapsam?” kitabı çocukların içsel dünyalarında ne yaşadığını fark etmeyi ve gün içinde küçük ama
etkili dokunuşlarla harekete geçmeyi öneriyor. Bazen çocuğa sarılmanın, sırtını sıvazlamanın, göz hizasında oturup
ne hissettiğini konuşmanın kıymetini hatırlatıyor. Bu süreçte oyunu, sanatı ve basit rahatlama tekniklerini
kullanmanın önemine değiniyor.
Mesele sadece üzüntü değil aslında. Üzüntü, kaygı, korku, endişe ya da mutluluk,
neşe, heyecan… Yani duygu her ne olursa olsun… Çocuk onu yaşarken ona eşlik
etmek...
Söyleşi - 23

